ERKAM bin EBİ’l-ERKAM - الأرقم بن أبي الأرقم

8.665 Görüntüleme Nur'lu Hayatlar 0 Yorum

(Ebû Abdillâh el-Erkam b. Ebi’l-Erkam Abdimenâf b. Esed el-Kureşî (ö. 55/675))

Miladi 594 yılında dünyaya teşrif etti. Mekke’nin nüfuzlu ve zengin ailelerinden olan Beni Mahzum’a mensuptu. Beni Mahzum, Resulullah’ın “Her ümmetin bir firavunu vardır. Benim ümmetimin firavunu da Velid bin Muğire’dir” dediği kişinin kabilesidir. Dolayısıyla Hz. Erkam Firavunun sarayında yetişen Musa gibi yetişecek, Hz. Musa’nın firavunun sarayını yıktığı gibi onun evinde yetişen sahabiler tarafından da cahiliye yıkılacaktı.

Babası Abdümenâf, Hz. Peygamber’in Erkam b. Ebü’l-Erkam’ın evinde bulunduğu sırada İslâmiyet’i kabul etti. Hz. Ebû Bekir ile aynı gün vefat ettiği rivayet edilir. Hılfül Füdul “Zalime karşı, mazlumdan yana” hareketinin içerisinde yer almıştı.

Annesi Kureyş’in Benî Sehm kolundan İslâm’a ilk giren kadın sahâbîlerden olan Tümâdır. Künyesi Ümeyme bint Hizyem (Abdülhâris)’dir.

Kaynaklarda Hazreti Erkam’ın İslamiyet’ten önceki hayatı ile ilgili bilgiye yer verilmemektedir. Bildiğimiz kadarıyla Resulullah aleyhinde söylenen sözlerin aslını öğrenmek için Resullah’ın yanına gider. Bu konuşmadan sonra Müslüman olur. Hz. Ebû Bekir'in de teşvikiyle, Ebû Ubeyde b. el-Cerrâh ve Osman b. Maz'ûn ile ayni gün müslüman olur. Müslüman olan ilk 15 kişi arasına girer. Evine gittiğinde eşi Hint binti Abdullah’a İslamiyeti anlatır ve O’nun da Müslüman olmasına vesile olur.

Müslüman olduktan sonra Resulullah’ı evine davet eder. O sıralarda Müslümanlar için bir yer arayışında olan Hz. Peygamber (sav)’e evini gezdirir. Beğenip beğenmediğini sorduktan sonra “Evim, evindir Ya Resulullah” diyerek evini İslam’a vakfeder. O dönemde az rastlanan bir özellik olan okuma-yazmayı bildiğinden dolayı Vahiy kâtipleri arasında yer alır.

Hz. Erkam evlenirken babasının O’na düğün hediyesi olarak “Kabe’nin süt kardeşi” diye anılan daha sonraları “Darül Erkam” olarak bileceğimiz evi Hz. Erkam’a hediye etti. Daha on yedi on sekiz yaşlarında Müslüman olduktan sonra evini Peygamber Efendimizin (sav)’in hizmetine verdi. İslâm tarihinde Dârül Erkam diye anılacak olan bu ev, İslamiyet’in yayılması için kilit bir merkez haline gelecekti.

 

DÂRÜLERKAM - دار الأرقم

Bir başka deyişle "Dâru'l-İslâm" veya "Beytü'l-İslâm”
Safâ tepesinin eteklerindeki İslamın ilk vakfedilen evi.
Gizlilik devresinde Hz. Peygamber ile Müslümanların ilk medresesi.

Darül Erkam, Kâbe’ye yakın olmasından dolayı Hac ve umre amacıyla Mekke’ye gelenlerle rahatça görüşülebilecek bir yer olmasının yanında Müslümanların Peygamberimiz (sav) ile bir arada bulunmalarını sağladı. Peygamberimiz (sav) burada ashab-ı kirama eğitim verirken, bir yandan da tebliğ (davet) vazifesini yürütüyordu.

Mekke’de ilk Kur’an tâlim eden kişi olan Abdullah b. Mes‘ûd’un ve daha sonra Medine’ye öğretmen olarak gönderilen ve kendisine “kāri” veya “mukrî” denilen Mus‘ab b. Umeyr’in de Dârül Erkam’ın talebeleri olduğunu biliyoruz.(eŧ-Ŧabaķāt, III, 151).

Bu evdeki faaliyetler Ömer b. Hattâb’ın Müslüman olmasına kadar devam eder. Peygamber Efendimiz (sav), Nübüvvetin 6. yılı olan Zilhicce ayında Hz.Ömer’in Müslüman olmasından sonra Dârül Erkam’dan ayrılmıştır.

Dârülerkam, İslam tarihinde Sahâbîlerin İslâmiyet’i benimseyişini tarihlendirmek için kullanılır. Sahâbîlerin müslüman oluşları, Resûlullah’ın Dârülerkam’a girmesinden önce veya sonra şeklinde kaynaklarda yerini alır.

Erkam b. Ebi'l-Erkam, bu mübârek evi sonradan oğlunun ve yakınlarının yararına vakfetmiş ve vakfiyesinde şöyle dediği rivayet edilir:

"Bismillahirrahmanirrahim
Bu, Erkâm'in, Safâ'dan biraz ilerideki evi hakkında yaptığı ahid ve vasiyetidir ki: Onun arsası Harem-i Şerif’ten sayıldığından, ev de Harem’leşmiş, dokunulmazlaşmıştır. Satılmaz ve kendisine mirasçı olunamaz.”

Erkam b. Ebü’l-Erkam’ın torunlarından sonra Abbâsî Halifesi Ebû Ca‘fer el-Mansûr Dârülerkam’ı satın aldı. Ölümünden sonra ise oğlu Halife Mehdî-Billâh’a geçti. Mehdi bu evi karısı Hayzürân bint Atâ’ya bağışladı. Hayzürân çevresindeki bazı evleri ve arsaları da satın alıp Dârülerkam’ı yeniden yaptırdı. Bundan dolayı ev Dâru Hayzürân adını alır ve içine de mescid yapılır.

Tarih boyunca birçok defa tamir gören Dârül Erkam III. Murad tarafından mescid olarak tekrar yenilenir (999/1591). Suudi Arabistan Krallığı’nca Harem-i Şerif için yapılan çevre düzenlemesi sırasında Dârül Erkam yıkılarak arsası Harem arsasına katılır. Böylelikle arsası zaten Harem'in arsasına dâhil kabul edilen bu ev aslına rucû etmiş olur.

Hicreti

Hz. Erkam, Medine’ye ilk hicret edenler arasında yer aldı. Medine’de Ebû Talha Zeyd b. Sehl el-Ensârî ile kardeş oldu. Burada Züreykoğulları tarafından Resulullah’a bir ev verilir. Resulullah Hz. Erkam’ı çağırarak “Evim, evindir” der ve bu evi kendisine verir. (Ibn Sâ'd, a.g.e. III, 244).

Medine hayatı

Resulullah (s.a.v.) ile birlikte başta Bedir, Uhud, Hendek başta olmak üzere bütün savaşlara katıldı. Peygamberimiz (sav) Bedir Gazvesi’nde Mekkeliler’den ganimet olarak alınan ve “merzübân” diye anılan kılıcı kendisine verdi.

Medine'ye ilk hicret eden sahabiler arasında yer aldı. Kendisine verilen Zekat Memurluğu vazifesini yerine getirdi.

Bir defasında Mescid-i Aksâ’ya gitmek için Re¬sû¬lul¬lah’tan müsaade istemişti. Niyeti oraya gidip, o mübarek peygamberler beldesinde ibadet etmekti. Resûl-i Ekrem ise ona şöyle cevap verdi:
“Mescid-i Haram’da bir kere namaz kılmak, diğer mescitlerde bin kere namaz kılmaktan daha faziletlidir.”

Bunun üzerine Hz. Erkam’da oraya gitmekten vazgeçti.

Hz. Ömer O’nu şöyle anlatmıştır “Ben Erkam’dan daha fazla, Allah’tan korkan birisini görmedim!”

Hz. Osman zamanında bir müddet için Beytülmâl’in işleriyle vazifelendirilmişti. Hz. Osman, kendisine bu hizmeti karşılığında 300 dirhem takdir edip göndermişti. Fakat Hz. Erkam, “Ben Allah rızası için çalıştım, bu parayı kabul ede¬mem!” diyerek reddetmiştir.

Vefatı

Hz. Erkam, Medine’de 673’de vefat etti. Cenaze namazını ise vasiyeti üzerine Sa‘d b. Ebû Vakkās kıldırdı. Cenazesi şuan Medine-i Münevvere’nin yanı başında bulunan “Cennetül Baki” mezarlığına defnedildi.

Hz. Erkam’ın, Ahmed b. Hanbel’in el-Müsned’inde bir hadisi bulunmaktadır.

Hz. Erkam’dan çıkaracağımız dersler

Evini medrese yapmak

18 yaşında Müslüman olan, 83 Yaşına kadar istikamette durup, Peygamberimizle (a.s.m) her savaşa katılan Erkam b. Ebi’l Erkam’ın evini islama bağışlaması öyle büyük bir amel sayılmış ki Hz. Erkam’ı tarihte “Darül Erkam’dan” biliyor ve tanıyoruz. Ayrıca kendi künyesinde bile babasının isminin “Ebil Erkam” olarak tarihe geçmesi Hz. Erkam’ı çok farklı kılıyor. Günümüze kadar açılan her medrese, İslam için vakfedilen her müessese Hz. Erkam’ı hatırlatacaktı.

Eğer evlerimizi Darül Erkam’a çevirmek istiyorsak, bunun yolu Darül Erkam’ı anlamak ile samimi bir niyet ve sağlam bir iradeden geçiyor.

Diğer taraftan yine o zamanlar kurulan Darün Nedve tamamen İslamiyeti yıkmak üzere Mekkenin ileri gelenleri tarafından kurulmuştu. Bu evde ise haramlar, iftiralar, gıybetler dönüyor, İslamiyet aleyhine icraatlar planlanıyor ve yapılıyordu.

O zamandan günümüze kadar evler ya Dar’ün Nedve’ye ya da Darül Erkam’a benzeyecekti. Bize düşen ise evimizin hangi eve benzeyeceğiydi.

Haramlar, Gıybetler içerisindeki bir ev illaki Darül Erkam olamayacaktı.

Bizler evimizi Darül Erkam yapmaya gayret edelim. Evimizden Aliler, Ömerler, Abdurrahmanlar, Musablar yetişsin. Aksi takdirde bu “İman-Küfür” imtihanında evlerimiz darün nedvelere benzeyebilir. Evimizi Darün Nedveye ait gıybetler, iftiralar ve haramlardan sakındıramazsak yetişen kötü nesillerden başkalarını sorumlu tutmayalım.

Dua Vakti

Ya Rabbi!
Ya bizleri evlerini Hz. Erkam gibi risalet davasına adayanlardan eyle.
Ya da bizleri bu evlerde sahabe hasbiliği ile ilim talep eden talebelerden eyle.
Yahut bizleri bu talebelere hizmet eden bahtiyarlardan eyle. (Amin)

Furkan Demir

Facebook'ta Paylaş Twitter'da Paylaş Google Plus'ta Paylaş