4.688 Görüntüleme Dini arşiv 1 Yorum

Herhangi bir zaman ve mekânın kutsiyeti ancak Allah ve Resulü’nün o zamana ve mekâna değer atfetmesiyle olur. Ramazan ayı, Kadir gecesi, Cuma günü ve icabet saati, kandil geceleri ve Kutlu Zaman Dilimi Üç aylar gibi zamanın altın dilimleri vardır. Bunlardan biri de Berat kandilidir. Berat kandilinin kutsiyeti ve altın bir zaman dilimi oluşu Kur’ân-ı Kerîm’in işaretleri, Peygamber Efendimiz’in (sallallahu aleyhi ve sellem) beyanları, selef âlimlerinin bu konudaki mütalâaları ve dünden bugüne telakki-i bilkabul (Müslümanların genel kabulü) ile bu geceye ayrı bir değer vererek ihyâ etmeleri ile sabittir.

 

Bu mübarek gece Peygamber Efendimiz’in kutlu beyanlarında “leyletü’n-nısfi min Şaban” yani Şaban ayının ortasındaki gece (15. gecesi) olarak ifade edilmiştir. Ayrıca bazı âlimlere göre Duhan Sûresi 3. âyette “Kur’ân’ın indirildiği mübarek gece” olarak bildirilen gece de Berat gecesidir.

Berat kelimesi; borçtan kurtulma, temize çıkıp aklanma, ceza veya sorumluluktan kurtulma gibi mânâlara gelir. Berat kandili, Allah’ın ekstra rahmet, lütuf ve mağfiretiyle tecelli ederek, kullarına bağışlanma kapılarını ardına kadar araladığı; müminlerin dualarına icabet ettiği, günahlarını affettiği, yapılan ibadetleri normal zamanlardan kat kat fazla mükâfatlandırdığı bir zaman dilimidir.

Bu mübarek gecenin en meşhur adı “leyle-i beraa” (berat gecesi) olmakla birlikte “leyle-i mübareke”, “leyle-i rahmet”, “leyle-i sakk” gibi başka isimleri de vardır.1 Bu isimlerde rahmet ve mübarek bir gece isimlerinin manası açıktır. “Berat” ve “sakk” gecesi denmesi ise şundandır: Vergi tamamen ödendiğinde ödeyenlere borçlarının olmadığına dair bir sak (belge, sened) yazıldığı gibi Allah Teâlâ da bu gece mümin kullarının günahlarını affederek bağışlandıklarına dair berat yazmaktadır. İşte bundan dolayı böyle bir isim verilmiştir.2

Bizim kültürümüzde de “Mevlid, Regaib, Mirac, Berat ve Kadir” gibi kutlu gecelere “kandil” ismi verilmiştir. Devlet-i Âliyye’nin Padişahlarından 2. Selim zamanında bu mübarek zaman dilimlerinde camiler olabildiğince aydınlatılmış, minarelerde kandiller yakılarak kutlandığı için bu isim verilmiş ve o günden bugüne kullanılır olmuştur.

Gecenin Önemi Berat gecesinin fazileti ile ilgili olarak dünden bugüne pek çok eser te’lif edilmiş;3 bu feyizli zaman dilimi ile alâkalı dinin temel referans kaynaklarında yer alan bilgiler bir araya getirilerek yorumlanmıştır. Bu mübarek zaman dilimine Kur’ân-ı Kerîm’de şu âyette işaret edilmiştir: “Hâ, Mîm. Açık olan ve gerçeği açıklayan bu kitaba yemin ederim ki; Biz onu mübarek (kutlu) bir gecede indirdik. Çünkü Biz haktan yüz çevirenleri uyarırız. O, öyle bir gecedir ki her hikmetli iş, tarafımızdan bir emir ile o zaman yazılıp belirlenir.” (Duhan Sûresi, 44/1-4)

Müfessirlerin çoğunluğuna göre burada bildirilen “mübarek gece”, Kadir gecesidir. İbn-i Abbas ekolünün en önemli temsilcisi İkrime ve bir grup âlime göre ise “Berat gecesi”dir.4

Bu iki farklı yaklaşım Kur’ân’ın berat gecesi levh-i mahfuzdan dünya semasına inzali, Kadir gecesinde de peyderpey Peygamber Efendimiz’e inmeye başladığı şeklinde telif edilmiştir.5

Bu gecenin önemi ve fazileti ile ilgili Tirmizî ve İbn-i Mâce’nin Sünenlerinde, Abdurrezzak’ın Musannnef’i gibi eserlerde müstakil bab başlıkları açılarak konu ile ilgili hadîsler bir araya getirildiği gibi değişik hadîs kitaplarında da bu gecenin fazileti ile ilgili rivayetler yer almaktadır.6 Berat gecesi Hz. Aişe’den (r.a.) gelen bir rivayette İnsanlığın İftihar Tablosu’nun mübarek beyanlarında şu şekilde geçmektedir: “Allah Teâlâ Şaban ayının 15. gecesi dünya semasına rahmet, mağfiret ve lütuflarıyla tecelli eder. Tecelli eder de Kelb kabilesinin koyunlarının kıllarının sayısından daha çok insanı affeder.”7

Bu gecenin önem ve faziletini, bu kutlu zaman diliminin değerlendirilmesi gerektiğini bildiren Hz. Ali’den gelen bir başka hadîs de şu şekildedir: “Şaban ayının ortasında geceyi ibadet ederek gündüzü oruç tutarak geçiriniz. Allah o gece güneş batınca dünya semasına nüzul eder ve fecir doğana kadar yok mu benden af isteyen affedeyim; yok mu benden rızık isteyen rızık vereyim; yok mu musibete uğramış onun derdine derman vereyim. Yok mu şöyle yok mu böyle der.”8

Hadîste bildirilen Allah Teâlâ’nın nüzul etmesi; Allah’ın kullarına mağfiret ve icabet kapısını açması, ekstra lütuflarda bulunması şeklinde yorumlanmıştır. Dünyanın her yerinde gurup ve gecenin sülüsü (son üçte biri) yaşanabilir. Cenâb-ı Hakk’ın hususî teveccühü vardır. Allah, keyfiyeti bizce meçhul güneşin gurubundan sonra veya gecenin üçte birinde nüzul eder.

Muaz b. Cebel’den gelen bir rivayette Peygamber Efendimiz “Allah Teâlâ, Şaban’ın 15. gecesi ayrı hususi bir mağfiret ve rahmet tecellisinde bulunur, müşrik ve müşahin (Müslüman kardeşine kindar davranan) dışındaki herkesi affeder.”9

Bir başka rivayette Peygamber Efendimiz; Allah’ın bu gecede müminleri affettiğini, kâfirlere mühlet verdiğini, kin ve nefretle hareket edenleri de -bu negatif özelliği bırakıncaya kadar- kin ve nefretleriyle baş başa bıraktığını bildirmiştir.10

Zikredilen hadîs-i şerîflerde bu gecenin bol bir rahmet ve mağfiretle tüllendiğine ve dualara icabet edildiğine dolayısıyla böyle bir fırsatın fevt edilmemesi gerektiğine vurgu yapılmaktadır. Bununla birlikte Allah Resulü, bu mübarek geceden istifadeye mâni olan “müşrik” ve “müşahin” olmak üzere iki negatif özelliğe dikkat çekmiştir. Aynı konu ile ilgili farklı rivayetlerde “zina”11, “adam öldürme” 12 gibi büyük günahların da bu gecedeki ekstra rahmet ve mağfiretten mahrumiyete sebebiyet verdiği bildirilmiştir.

Demek bu geceden istifade edebilmek için kalb selâmeti çok önemlidir. Zîrâ en faziletli amel; kin, nefret ve buğzun her çeşidinden uzak olan kalb selâmetidir. Kalb selâmetinin en faziletlisi de genel mânâda bütün Müslümanlara özellikle selef-i salihine ta’n u teşnide, kin ve düşmanlık eden, onları tekfir etme cüretinde bulunan veya bu kutlu insanları sırat-ı müstakimden uzaklaşmış ve dalâlete sapmış olarak görüp kin ve nefretini kusan heva ve hevesine kapılmış bid’at ehli kimselerin negatif inanç ve tavırlarından uzak durmaktır. Başta sahabe efendilerimiz olmak üzere selef-i salihini hafife almak da bu gecenin faziletinden istifadeye mâni olduğu söylenebilir.

Bu gecenin farklı bir yere ve öneme sahip olduğunu selef-i salihin de değişik vesilelerle seslendirmiştir. Meselâ, Ömer b. Abdilaziz Adiyy b. Ertaa’ya (Basra’daki valisine) mektup yazarak şöyle ferman etmiştir: “Sene içerisinde dört gecenin kıymetini bil! Şüphesiz ki Allah Teâlâ bu dört gecede rahmetini yağdırır da yağdırır. Bu geceler; Recep ayının ilk gecesi, Şaban ayının ortasındaki gece (berat gecesi), Ramazan ve Kurban bayramı geceleridir.”13

İmam Şafii Hazretleri, beş gecede yapılan dualara icabet edileceğine dair kendilerine bir rivayet ulaştığına dikkat çekerek, bu beş gecenin; Cuma, Ramazan ve Kurban bayramı geceleri, Recep ayının ilk gecesi ve Şaban ayının ortasındaki gece (berat gecesi) olduğunu söylemiştir.14

Tâbiinin önemli imamlarından Ata b. Yesar: “Kadir gecesinden sonra berat gecesinden daha faziletli bir gece yoktur. Allah (celle celâlühü) bu gecede dünya semasına nüzul eder (ekstra rahmet tecellilerinde bulunur). Müşrik, kindar ve sıla-i rahimi terk eden hâriç bütün kullarını affeder.” hadîsini zikrederek bu geceyi ihyâ edenler için şöyle derdi: “Ey bu gecede cehennem ateşinden azad olunanlar! Sizi tebrik ederiz, ne muazzam bir lüft-u ilâhiye mazhar oldunuz. Ey bu geceden istifade edemeyip reddedilenler! Allah kaybettiklerinizi size tekrar lütfetsin. Zîrâ siz bu gece cehennem ateşinden azad olmayı kaçırarak çok büyük bir musibete uğradınız.”15

Asrımızın kalb ve kafa mimarlarından Üstad Bediüzzaman Hazretleri de Berat kandiline çok büyük önem vermiş, talebelerinin, sevenlerinin kandillerini, yazdığı mektuplarda tebrik etmiş16, bu gecenin bütün sene için bir çekirdek hükmünde ve beşer mukadderatının programı nevinden olması itibariyle Kadir gecesi kudsiyetinde olduğuna dikkatleri çekmiş ve bu gecede yapılan ibadetlerin ne kadar sevap kazandırdığını da şu şekilde ifade etmiştir: “Herbir hasenenin Leyle-i Kadirde otuz bin olduğu gibi, bu Leyle-i Berat’ta her bir amel-i salihin ve her bir harf-i Kur'ân'ın sevabı yirmi bine çıkar. Sair vakitte on ise, şuhûr-u selâsede yüze ve bine çıkar. Ve bu kudsî leyâli-i meşhûrede on binler, yirmi bin veya otuz binlere çıkar. Bu geceler elli senelik bir ibadet hükmüne geçebilir.”17

Bu Gecede Cereyan Eden Hâdiseler Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) bu gecenin ne kadar önemli olduğuna ve gecede meydana gelen önemli hâdiselere dikkat çekmiş, ümmetinin ibadet, dua, tefekkür ve zikirle ihyâ etmesi için bu kutlu zaman diliminin hususiyetlerine dikkat çekmiştir. Şöyle ki Allah Resulü, Hz. Aişe’ye (r.a.) “Bu gecede neler olduğunu biliyor musun?” diye sormuş, o da, bütün bir hayatı ta’lim etmek için gelen Peygamber Efendimiz’den cevabı istemiş, Allah Resulü de: “Bu gecede sene içerisinde doğacak ve ölecek insanlar yazılır (Levh-i mahfuzdan istinsah edilir), salih ameller mele-i a’lâya yükseltilir, maddî-mânevî rızıklar indirilir.” buyurmuştur. 18

Bu gecede dinî, dünyevî bütün hayırların rehberi, kaynağı olan Kur’ân nazil olmuş, Allah Resülü’ne de tam şefaat yetkisi verilmiştir: “Peygamber Efendimiz Şaban’ın 13. gecesinde Allah’a dua edip ümmetinin affını istemiş, kendisine üçte birinin affedileceği bildirilmiş, 14. gece yine dua etmiş bu sefer ümmetinin yarısı, 15. gece dua ettiğinde ise ümmetinden isyan ederek Allah’tan kaçanlar hâriç hepsinin affedileceği müjdesi verilmiştir.”19

Bu gecede melekler yeryüzüne iner, Allah ekstra bir lütuf ve mağfiret tecellisinde bulunur, günahlar affolunur, dualara icabet edilir.

Bir hadîste Peygamber Efendimiz bu gece cereyan eden olaylar ile ilgili olarak şöyle buyurmuştur: “Allah Teâlâ ölüm meleğine bu senede ruhu kabzedilmesi istenen insanları bildirir.”20 Diğer bir rivayette: “Bir Şaban ayından öbür Şaban ayına kadar ölecek insanların listesi kesin hükme bağlanır. Hatta adam evlenir çocuğu olur oysaki ismi ölenler arasındadır.”21

Bu gece yıllık şakî ve saîdlerin listesinin müvekkel meleklere teslim edildiği gecedir. Senelik takdirler bu gece ile Kadir gecesi arasında tevzi edilir.22 Gelecek seneye kadar kulların ecelleri, rızıkları ve diğer şeyleri yazılır, tafsil edilir. Her hikmetli iş -Allah’ın her işinde bir hikmet vardır- bir emir ile yazılıp belirlenir. Levh-i mahv ve ispattan istinsah edilip meleklere ibraz edilir. Bundan önce değişebildiği hâlde artık bir daha değişiklik olmaz.

Senelik takdirlerin Levh-i Mahfuz’dan istinsahına Berat gecesi başlanıp Kadir gecesi bitirildiği, rızıklar ile ilgili nüshanın Mikail’e, savaşlar, depremler, yer batmaları ve yıldırımlar nüshasının Cebraîl’e, ameller nüshasının dünya semasının sahibi büyük bir melek olan İsrafil’e, musibetler nüshası da melekü’l-mevte (ölüm meleğine) verildiği tefsirlerde yer almaktadır.23

İbn-i Abbas’tan bütün işlerin bu gecede hükme bağlanıp 27. gecede sahiplerine teslim edildiği rivayet edilmektedir.”24 Bazı âlimler Kıble’nin tahvilinin hicretin ikinci senesinde Berat gecesi olduğunu kabul etmiştir. Ayrıca bu gecede zemzem suyunun âdet-i İlahî olarak arttığı söylenmektedir. 25

Gecenin İhyâsı Müslümanlar Berat kandiline çok önem vermiş, değişik ibadetlerle, Yüce Mevlâ’ya tazarru ve niyazlarla bu geceyi ihyâ etmeyi âdet hâline getirmişlerdir. Bu gece bize Ramazan ayını müjdeleyerek o mübarek aydan olabildiğince istifade edebilmemiz için de bir hazırlık zamanıdır; kulluğumuzu gözden geçirerek, kalb ve ruh hayatına bir çeki düzen verme, akort etme faslı gibidir.

Peygamber Efendimiz’in bu gecenin ihyâ edilmesi ile ilgili hadislerinden hareketle cumhur-u fukaha Berat gecesini ihyâ etmenin mendup olduğu kanaatindedir.26 Daha önce geçtiği üzere Peygamber Efendimiz (aleyhi ekmelü’t-tehâyâ ve etemmü’t-teslimat) bu mübarek zaman diliminin gündüzünün oruç ile gecesinin de ibadetle ihyâ edilmesini istemiş,27 kendisi bu gecede ibadet ve duasını artırmış, kabirleri ziyaret ederek ölen insanlara da dua etmiştir. Efendimiz’in kavlî ve fiilî hadîslerinden bu gecenin ihyâsı için gündüzünde orucun tavsiye edilmesinin yanında gecenin kıyam edilerek ihyâsı istenmiştir. Fakat kıyamın ne şekilde ve ne kadar olacağı bildirilmemiştir. Kıyam, başta namaz olmak üzere ibadet etmek demektir. Bu geceyi ihyâ etmek isteyenler namaz ve diğer ibadetler arasında muhayyer bırakılmıştır. Kılacağı namazların rekât sayısı ve kılınış keyfiyeti Şeriat’tan sarih veya işarî bir mâni olmadıkça kişinin kendisine bırakılmıştır.

Esasında bu durum diğer kutlu zaman dilimleri için de söz konusudur. Yani Berat gecesi, Zilhiccenin on gecesi ve Bayram geceleri gibi zaman dilimleri her türlü ibadet ile ihyâ edilebileceği gibi ferdî olarak nafile namaz kılarak, Kur’ân tilavet ederek, hadîs okuyarak/dinleyerek, tespih çekerek ve Peygamber Efendimiz’e bol bol salât u selâm getirerek değerlendirilebilir.28 Tabii bu arada kaza namazı kılmak da bu altın zaman dilimini değerlendirme adına önemli bir fırsattır.

Hadîste bildirildiği üzere bu mübarek geceden istifade, tevbe, istiğfar dua ve yakarıştan geçmektedir. Günah ve isyanlarımızı hatırlayarak, Yüce Mevlâ’nın huzurunda boyun büküp, yürekten bir tevbe ve istiğfarla yalvarıp yakararak affımızı niyaz etmek bu gece yapılacak kulluğun ruhu ve özüdür. Zîrâ Allah’tan istenilecek en hayatî, en önemli, en değerli lütuf, O’nun bizi afv ve mağfiret buyurmasıdır. Mağfiret talebinden sonra dualara icabet kapılarının sonuna kadar açıldığı bu gecede şahsımız, ailemiz, Müslüman kardeşlerimiz ve bütün insanlığın dünya ve ahiret hayatı adına en çok muhtaç olduğu şeyler ne ise onları istemek yerinde bir davranış olsa gerektir.

Peygamber Efendimiz’den (sallallahu aleyhi ve sellem) ve sahabeden Berat gecesini cemaat hâlinde ihyâ etme ile ilgili bir rivayet sabit değildir. Bu hususta Şam fukahasından bir gurup tâbiin imamından nakledilenler vardır.29

Bu mübarek gece dünden bugüne gerek fert gerekse cemaat halinde ihyâ edilmiştir.

Tâbiinin imamlarından Halid b. Ma’dan, Mekhul, Lokman b. Âmir ve başkaları bu geceye tazimde bulunmuş, ibadete koşarak diğer günlerden farklı bir ibadet performansı sergilemişlerdir. İnsanlar onların bu geceye olan hürmet ve tazimlerinden gecenin fazilet ve büyüklüğünü anlamış ve zamanla bu diğer beldelerde de yayılmıştır. Bu arada bazı âlimler de önceden bu şekilde bir ihyâ olmadığını söyleyerek bunu bidat saymışlardır.

Bazı âlimler mekruh görse de30 bir grup ulemaya göre bu geceyi mescitlerde cemaat hâlinde ihyâ etmek müstehaptır. Halid b. Ma’dan31, Lokman b. Âmir32 ve başka âlimler en güzel elbiselerini giyerek, güzel kokular sürünerek mescidlerde bu geceyi ihyâ etmişlerdir. Hadîs ilminin önemli imamlarından İshak b. Rahuye de onların bu davranışını muvafık bulmuş ve mescitlerde cemaat hâlinde bu gecenin ihyâ edilmesinin bidat olmadığını söylemiştir. Kandil gecelerinin cemaat halinde ihya edilmesi günümüzde çok ayrı bir önem kazanmıştır. Pek çok insan bu gecelerde Allah'a teveccüh etmekte mabetlerin manevi havasını teneffüs etmekte vaaz ve sohbetlerden istifade etmektedir. Bu gecenin ihya edilmesi hadislerde vardır. İhya keyfiyeti şahısların durumuna göre formüle edilebilir.

Bu gece yapılması gereken bir diğer önemli husus da bilhassa dua ve mağfiretin kabulüne mâni olan günahlardan uzak durmaktır. Bunların başında da Allah’a şirk koşmak, insan öldürmek ve zina etmek gelmektedir. Nitekim bir hadîslerinde Allah Resulü bunları en büyük günahlar zümresinde zikretmiştir.

Bu geceye mahsus Peygamber Efendimiz’den (sallallahu aleyhi ve sellem) mervi bir ibadet yoktur. Her ne kadar bazı kitaplarda33 her rekâtında on İhlâs Sûresi okumak suretiyle toplam bin ihlâs ile yüz rekat kılana Allah’ın ona yetmiş nazarla bakacağı ve her bir nazar ile de yetmiş ihtiyacını karşılayacağı ve bunların en alt seviyede olanının da mağfiret olduğu veya her bir rekatında otuz İhlâs Sûresi ile 12 rekat namaz kılanın Cennet’teki yerini görmeden dünyadan ayrılmayacağına veyahut da on dört rekat namaz kılıp peşinden Fatiha, Felak, Nâs sûrelerini 14 kere, âyete’l-kürsîyi bir kere okuyanın yirmi haccı mebrur ve yirmi sene oruç tutmuş gibi mükâfatlandırılacağına dair Peygamber Efendimiz’e nispet edilen rivayetler varsa da bunlar Zeynüddin Irakî, İmam Nevevî ve başka hadîs otoriteleri tarafından mevzu kabul edilmiştir.34

Bu gecenin ihyâsı adına da Üstad Bediüzzaman Hazretleri; “…elden geldiği kadar Kur’ân’la ve istiğfar ve salavatla meşgul olmak büyük bir kârdır.” tavsiyesinde bulunmuştur.35

Sonuç Zamanın kudsî ve altın bir dilimi olan Berat kandilinden istifade ederek feyizlenmek bu geceyi değerlendirmeye bağlıdır. Zatında altın olan bu gecenin kıymeti bizim teveccühümüze, bu geceyi farklı bir şekilde duyarak yaşamamıza bağlıdır. Kaza namazı, salât u selâm, Kur’ân tilâveti ve yürekten Allah’a teveccüh edip tevbe ederek tıpkı yiyecek koparmak için yalvarıp yakaran bir dilenci gibi mağfirete mazhar olmak için yakarışa geçmek bu gecede yapılacak en güzel ibadetlerdendir. Bu arada İslâm dininin seviyeli temsili ve dünyanın dört bir yanındaki Müslümanlar adına, hususiyle mağdurların, mazlumların dertlerine derman vermesi için Allah’a dua dua yalvarmanın hayatî önemi de her türlü izahtan vârestedir. Yazıyı peygamberlik misyonunun en önemli vârislerinden Hz. Ömer, Hz. Abdullah b. Mes’ud’un ve çok mâneviyat büyüğünün bu gecede yaptığı şu dua ile bitirmek istiyoruz: “Allah’ım, bizi şakîler olarak yazmışsan oradan ismimizi sil, bizi saidler zümresine yaz. Eğer bizi saidler zümresinde yazmış isen, ismimizi orada sabit kıl. Şüphesiz ki Sen dilediğini siler, dilediğini de tespit buyurursun. Zaten Ümmü’l-Kitap Sen’in nezdindedir.”36

*Fatih Üniv. İlahiyat Fak. Öğretim Üyesi ecapan@yeniumit.com.tr

Dipnotlar 1. Zemahşeri, Keşşaf, 4/272; Kurtubî, el-Câmi, 16/126 (Duhan Suresi, 3. Ayetin tefsiri) 2. Razi, Mefatih, 27/204; Âlûsî, Ruhu’l-Meanî, 25/110-111. 3. Necmeddin Gaytî, İbn-i Hacer el-Mekkî, Aliyyü’l-Kari, Salim Senhûrî, Nuh b. Mustafa Konevî, Zeyne’l-Abidin Muhammed b. Abdullah ve başka âlimlerin bu gecenin yeri ve önemi ile ilgili eserleri vardır. İbn-i Recep el-Hanbelî’nin “Letaif” isimli kitabı bu konuda yazılmış en güzel eserlerden biridir. 4. Taberi, Câimu’l-Beyan, 25/108-109 5. Kurtubî, el-Câmi, Duhan suresi, 3-4.ayetlerin tefsiri; Elmalılı, Hak Dini Kur’ân Dili, Duhan suresi, 3-4.ayetlerin tefsiri. Aliyyü’l-Kâri, Mirkatü’l-Mefatih, 3/385 6. Bkz. İbn-i Ebi Şeybe, Musannef, 6/108; Abdurrezzak, Musannef, 4/316; Taberani, Mucemu’l-kebîr, 20/108; Mucemu’l-evsat, 7/36; Ahmet b. Hanbel, Müsned, 2/176. 7. Tirmizi, savm, 39; İbn-i Mace, ikame, 191; Ahmet b. Hanbel, Müsned, 6/238. Tirmizi’nin ifadesiyle Buhari bu hadisin senedine iki yerde inkıta olduğu nazariyle bakmıştır. Hadisin senedindeki Haccac b. Ertaa, Yahya b. Ebi Kesîr’den, Yahya da Urve’den işitmemiştir. Lakin mücerred inkita hadisin mutlak manada terk edileceği manasına gelmez. Üstelik Ebu Davud’un Sünen’inde Yahya b. Ertaa’dan pek çok hadis rivayet edilmiştir. Tirmizî de onun bazı hadislerini hasen olarak kabul etmiştir. Özellikle bu hadisin İbn-i Mace, Beyhakî, İbn-i Hüzeyme, Ahmet b. Hanbel ve başka yerlerde şevahidi vardır. Bu da bu hadisin bir aslının olduğunu gösterir. Dolayısıyla bu gecedeki dua, istiğfar ve ibadetin fazileti inkar edilemez. Bundan dolayı fıkıh kitaplarında bu gece dinde ihyâ edilmesi mendup olan geceler arasında zikredilmiştir. Kevserî, Makalat, 49-50. 8. İbn-i Mace, ikame, 191; Ahmed b. Hanbel, Müsned, 2/258. 9. Taberanî, Mu’cemu’l-Kebîr, 20/108; Evsat, 7/36; İbn-i Mace, ikâme, 191. 10. Taberanî, Mu’cemü’l-Kebîr, 22/224; Beyhaki, Sünen-i Suğra, 3/431. 11. Beyhaki, Şuabu’l-İman, 3/179 12. Ahmet b. Hanbel, Müsned, 2/176 13. Münavî, Feyzü’l-Kadir, 3/454; İbn-i Hacer, Telhisu’l-Habîr, 2/80 14. Münavî, Feyzü’l-Kadir, 3/454; İbn-i Hacer, Telhisu’l-Habîr, 2/80 15. İbn-i Recep el-Hanbelî, Letâifu’l-Meârif fîma limevasimi’l-ammi mine’l-vezaif, s.200 16. Bkz. Emirdağ Lahikası,1/ 46, 108, 210, 227. 17. Bediüzzaman Said Nursi, Şualar, 495 18. Aliyyü’l-Kâri, Mirkatü’l-Mefatih, 3/346 19. Razi, Mefatihu’l-Gayb, 27/204; Elmalılı, Hak Dini, 6/4293 20. Müttaki, Kenzü’l-ümmal, 12/140 21. İbn-i Kesir, Tefsir, 4/138; Beyhaki, Şuabu’l-İman, 3/386; Müttaki, Kenzü’l-Ümmal, 15/292. Bu rivayet, hadis kriterlerine göre mürseldir. 22. Muhammed Zâhid Kevserî, Makalat, s.49 23. Zemahşeri, Keşşaf, 4/274; Kurtubi, el-Cami, 16/128; Âlusi, Ruhu’l-Meanî, 25/113 24. Zemahşeri, Keşşaf, 4/274; Âlusi, Ruhu’l-Meanî, 25/113 25. Münavi, Feyzü’l-kadir, 2/263. 26. El-Mevsuatu’l-Fıkhiyye, “kıyamü’l-leyl”md. 27. İbn-i Mace, ikame, 191; Ahmed b. Hanbel, Müsned, 2/258. Bu hadisin senedinde İbn-i Ebi Sebre vardır. Bu zatı pek çokları makbul görmeyip hadis rivayet etmemiştir. Kütübü Sitte’den İbn-i Mace dışında kendisinden hadis rivayet eden de yoktur. Bu zat İmam Ebu Yusuf’dan önce Bağdat’ta kadılık yapmıştır. Zayıf olduğu kabul edilse bile fazailde zayıf hadislerle amel edilmesi bütün ulemanın kabul ettiği bir husustur. 28. İbn-i Abidin, Reddü’l-Muhtar, 3/26 29. İbn-i Recep el-Hanbelî, Letâif, s.200. 30. Bazı alimler ferdî olarak mescitte tek başına namaz kılmayı mahzurlu görmemekle birlikte cemaat halinde toplanıp bu geceye matufen namaz kılmak, dua etmek ve kıssa anlatanları dinlemek için bir araya gelmeyi mekruh görmüşlerdir. İbn-i Recep el-Hanbelî, Letâifu’l-Meârif fîma limevasimi’l-ammi mine’l-vezaif, s.198-199. 31. Tabiinden olup Şam fukahasındandır. Yetmiş sahabeyle mülaki olmuştur. Âbid, zâhid bir insandır. H.104 de vefat etmiştir. 32. Sahabeden Ebu Derda ve Ebu Ümame’den rivayet eden tabiinden Şamlı sika bir ravidir. 33. Ebu Talip el-Mekkî, Kutu’l-Kulûb, Daru’l-fikir, Beyrut, 199, 1/135; Gazzali, İhya, 1/203 34. Leknevî, el-Esraru’l-Merfua, s.80-84; Zeynüddin el-Irakî, el-Muğnî an hamli’l-esfar s.157; Zebidî, İthafü’s-Sadati’l-muttakin, 3/706-7; Aliyyü’l-Kari, Mirkat, 3/388. 35. Bediüzzaman Said Nursi, Şualar, 495 36. Aliyyü’l-Kâri, Mirkatü’l-Mefatih, 3/350; Taberi, Tefsir, Duhan suresi, 3. ayetin tefsiri.

Dr. Ergün Çapan (Yeni Ümit Dergisi)

Facebook'ta Paylaş Twitter'da Paylaş Google Plus'ta Paylaş