Profesör Abdüsselâm'a Nobel Armağanını Kazandıran Buluş

4.611 Görüntüleme Bilimsel Haberler 1 Yorum

Pakistanlı Fizik bilgini Abdüsselâm, Pencap ve Cambridge üniversitelerinden Matematik ve Fizik dallarında birinci olarak mezun oldu. 1951 yılında hazırladığı doktora teziyle kuvantum elektrodinamiğinde temel olacak bir çığır açtı. Aynı yıl Pencap Üniversitesi'ne profesör oldu. 1954 yılında Cambridge Üniversitesi'ne okutman tayin edilince, Pencap Universitesi'nden ayrıldı.

1957 yılında Londra Universitesi'ndeki İmperal College'e teorik fizik profesörü olarak tayin edildi. Bundan sonra, Abdüsselâm, dünya çapında pek çok akademi, çeşitli komisyon, ilmî dernek ve ilmî heyet  üyeliklerinde bulundu. Aynı zamanda pek çok ilmî kuruluşun başkanlığına getirildi. 1970-73 arasında Birleşmiş Milletler Üniversitesi’nin Birleşmiş Milletler Kurucu Kurulu ve Vakıf üyesi oldu. 1971-72'de Birleşmiş Milletler İlim ve Teknolojisi İstişari Komitesi'ne başkanlık etti. 1972-78 arasında Milletlerarası Sırfi ve Tatbiki Fizik Birliği nin ikinci başkanlığını yaptı. 1976'da Guthire Madalyası Armağanı, 1978'de Accedamia Nazionale’di. XL'nin Malteuecci Madalyası. 1978'de Amerikan Fizik Enstitüsü'nün John Terrance Tate Madalyası. Gene 1978'de İngiliz Kraliyet Akademisi'nin Kraliyet nişanını aldı. 1979'da, ABD Milli Eğitim Akademisi ve İtalyan Milli Lincei Akademisine yabancı üye seçildi. Aynı yıl kendisine Nobel Fizik Armağanı verildi. Ayrıca, biri 9 Eylül 1981'de İstanbul Üniversitesi tarafından olmak üzere, dünyanın çeşitli üniversitelerinden 15'i aşkın fahri fen doktorluğu payesi vardır.

Prof.Abdüsselam

Bugün bir taraftan Londra Üniversitesi İmperial College'de teorik fizik profesörlüğünü (1957'den beri) sürdürürken, diğer taraftan da Trieste'deki "Milletlerarası Fizik Merkezi"nin direktörlüğünü ifa etmektedir. Görüldüğü gibi, hayatının bütün devreleri milletlerarası başarılarla dolu olan Pakistanlı fizik ilim adamı Prof. Abdüsselâm, ender yetişen İslâm alimlerinden birisidir.

Prof. Abdüsselâm, 230'dan fazla orijinal çalışma yaptı. Bunlardan bir kısmını, aralarında birçok Türk fizikçilerinin de bulunduğu mesai arkadaşları ve öğrencileri ile hazırladı.

Prof. Abdüsselâm, bu çalışmalarında, İslâmiyetin ilme verdiği önemi bilen ve bütün ilimlerin kaynağı olduğuna inanan, keşiflerini ona dayandıran bir Müslümandır.

Prof. Abdüsselâm, tam bir ilim adamına yakışır vakar içerisinde kendisini "İslâmın naçiz bir hizmetkârı" olarak görür.

Abdüsselâm Ve Nobel Ödülü

Prof. Abdüsselâm, ilimde ömek ve takdir edilecek bir çalışma gösterir. Müslümanların her şeyde olduğu gibi ilimde de öncü olmaları gerektiğini savunur. İlmi, Allah'ın sanatını anlama gayreti olarak tarif eder. Hatta ona Nobel armağanı kazandıran teorisini bile, ilâhî sanatın bir kısmını anlayabilme lütfuna bağlar.

Profesör Abdüsselâm'a Nobel Armağanını Kazandıran Buluş

Profesör Abdüsselâın'a Nobel armağanını kazandıran, zayıf ve elektromagnatik kuvvetlerin birleşik alan teorisidir. Bu teori, bir yandan öyar simetrisi prensibine, diğer yandan da simetrilerin kendiliklerinden bozulması prensibine dayanmaktaydı. Aynı teoriyi Steven Weinberg de o sıralarda ileri sürdü. Bundan dolayı teori, Selâm-Weinberg teorisi adıyla tanındı. Tabiatta ilk bakışta mahiyetleri itibariyle birbirinden farklı görünen dört çeşit etkileşme görülmektedir. Bunlar:

1. Gravitasyon etkileşmeleri,

2. Elektromagnetik etkileşmeler (nötronların beta bozunumlarında olduğu gibi)

3. Zayıf etkileşmeler,

4. Kuvvetli etkileşmeler. (Bunlar atom çekirdeklerinin yapı taşlarını birarada tutmaktadırlar.)

Teorik fizikçiler, 1918'den beri, bu etkileşmelerden en az ikisinin veya hepsinin menşeinin aynı olduğunu isbat etmeye çalıştılar. Bu konuda çalışmalar yapan Einstein, bu işe 35 yılını verdiği halde tatminkâr ve gözlemlere uygun düşen bir netice elde edememişti. Einstein'in gerçekleştiremediği bu teoriyi Profesör Abdüsselâm gerçekleştirdi: İki ayrı tipten etkileşme aynı bir teorik model içerisinde deneylere uygun ve tatminkâr bir şekilde izah ve tasvir edilebiliyordu, zayıf etkileşmeler ile elektromagnetik etkileşmeler aynı bir teorik çatı altında birleştirilebiliyordu. İşte SelâmWeinberg Teorisi'nin özü buydu. Abdüsselâm, sadece fizikteki çalışmaları ile değil, idarecilik ve yöneticiliği ile de örnek gösterilecek bir şahsiyettir.

Abdüsselâm, yapmış olduğu bu çalışmalanndaki başarısını İslâma bağlar. Şu ayetin anlamında insanları araştırmaya sevk ve kâinattaki her şeyin kusursuz olduğunu ve bunun neticesinde Allah'ın varlığını inkârın mümkün olmadığını söyler. "Rahman'ın yarattığında kusur göremezsin. Haydi çevir gözünü: Kusur görecek misin? Sonra tekrar tekrar gözünü çevir. Gözün sana yorgun ve hakir geri dönecektir." (Mülk-3)

Abdüsselâm'a göre, Müslümanlar ne zaman bu ayetlerin ışığında çalışmalar yaptılarsa büyük başarılar kazandılar ve sahalarında çığırlar açtılar. Ancak ne zaman bu rûhtan uzaklaştılar, o zaman ilimde gerilediler. Kur'an'ın yaklaşık 1/8'inin kâinatı incelemeye davet eden ayet-i kerime bulunduğunu belirtir ve bu ayetlerin Müslümanları araştırmaya, tefekküre, akıllarının iyi bir şekilde kullanmaya çağırdığını söyler. Bunun için bütün Müslümanları, bu gerçekler ışığında ilme gereken önemi vermelerini ve bugünkü geri kalmış durumlarından kurtulmaları gerektiğini söyler.

Prof. Abdüsselâm, çalışkan olduğu kadar da dindardır. Başarılarında ve dindar olmasında babasının büyük rolü olduğunu söyler. Ona bu çalışma şevkini ve aşkını onun aşıladığını söyler.

Babasının, dinine çok bağlı olduğunu, ilme ve ilim adamlarına büyük önem verdiğini ve bu tutumunun kendisi için örnek teşkil ettiğini söyler.

İlmi sahada Müslümanların öncü olmaları gerektiğini savunur. Çünkü, Batılıların Müslümanları aşağıladıklarını söyler. Bunun için Müslüman ülkelerin gelirlerinin bir kısmını ilmi çalışmalara ayırmakla, ilmi çalışmaları desteklemekle önemli ilerlemeler katedileceğini söyler.

Abdüsselâm, Müslüman ilim adamlarının ferdi çalışmaları bırakıp bir birlik oluşturmalarını, bu sayede milletlerarası camiada bir güç oluşturacaklarını ve bu sayede daha güzel çalışmalar yapacaklarını belirtir. Tabii ki, bu başarılarının olabilmesi için de idarecilere büyük görev düştüğünü söyler. Geçmişte büyük başarılar gösteren ilim adamlarının yanında, onları destekleyen, himaye eden idareciler olduğunu söyler. İlmin, insanı imana götürdüğünü, yarımyamalak değil, tam ve gerçek olarak ilim yapan kimsenin inanmadan yapamayacağını belirtir.

Prof. Abdüsselâm, nıilletlerarası ilmi kuruluşlarda iyi bir yönetici ve etkili bir organizatör olarak da görev yaptı. Bu konudaki en büyük eseri ve 19 yıl kesintisiz olarak direktörlüğünü yürüttüğü Teorik Fizik Merkezi'nin kurulmasıdır. Yine 1964 yılında Milletlerarası Atom Enerjisi Ajansı'nın kurulmasını sağladı. Bu merkezin direktörlüğüne de Prof. Abdüsselâm getirildi.

Direktörlüğünü yürüttüğü Teorik Fizik Merkezi kanalıyla çeşitli ülkelerin, özellikle gelişmekte olan ülkelerin fizikçilerine büyük imkânlar sağlamaktadır. Bilhassa Türk fizikçilerine gösterdiği özel ilgi ve imkânlar oldukça geniştir. Türk fizikçiler, yaptıkları 80, civarında orijinal çalışmayla bu desteğe layık olduklarını göstermişlerdir.

Prof. Abdüsselâm, çağımız Müslüman ilim adamlarına güzel bir örnek teşkil etmektedir. Aynı zamanda günümüz Müslümanlarının yüz akıdır. Onun bu örnek çalışmaları Müslüman ilim adamlarına şevk vermeli, onun açmış olduğu bu çığırdan dünya çapında buluşlar yapacak başka ilim adamları inşallah çıkacaktır.

Teorik Fizik Merkezi'nin Kurucusu

Profesör Abdüsselâm milletlerarası ilmi kuruluşlarda tesirli bir organizatör ve idareci olarak da görev yaptı. Bu konuda en büyük eseri hiç şüphesiz Trieste'deki Teorik Fizik Merkezi'nin kurulması hususunda oldu. 1960'ta Milletlerarası Atom Enerjisi Ajansı'nın Genel Konferansına Pakistan guvernörü olarak katıldı, Bu merkezin kurulması gerektiği fikrini ilk defa ortaya attı. İlgilileri, dört sene boyunca ikna etmeye çalıştı. 1964'te de merkezin kurulmasını sağladı. Bu merkez İtalyan hükümetiyle Milletler arası Atom Enerjisi Ajansı'nın patronajı altında kuruldu ve direktörlüğüne Prof. Abdüsselâm getirildi.

Kesintisiz 19 Yıl

Prof. Abdüsselâm, kesintisiz 19 yıldız Trieste Milletlerarası Teorik Fizik Merkezi direktörlüğünü yürütüyor. Merkez kanalıyla çeşitli ülkelerin, bilhassa gelişmekte olan ülkelerin fizikçilerine büyük imkanlar sağlıyor. Bilhassa Türk fizikçilerine gösterdiği özel ilgi ve imkanlar oldukça geniştir. Türk fizikçileri, 80 civarında yaptıkları orjinal çalışmayla bu desteğe layık olduklarını göstermişlerdir.

Facebook'ta Paylaş Twitter'da Paylaş Google Plus'ta Paylaş